Sözcüklerin Gücü

İlk önce ilk okuduğumdan beri beni çok etkileyen bir sözle başlamak istiyorum.

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…..

 Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…

 Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…

 Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…

 Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…”

 –Mahatma GANDI

Bu kadar önemlidir işte sözcüklerimiz. Çoğu kez önemsemeyiz, bizim başımıza gelmez sanırız, ancak her söylediğimiz sözün bir enerjisi vardır.

Sözcükler sihirdir.  Yoktan var eder, düşündürür, kederlendirir, merak ettirir, keşfettirir, öğretir, zengin eder, savaş yaptırır, aşık eder… Ahlaklı olanın elinde, sözcükler bir sihirdir efsundur. Dünyayı güzelleştirir, ahlaklı olmayanın elinde ise sözcükler bir kara büyüdür.

Şimdi düşünelim, sözcüklerin gücü nereden geliyor? Sözcüklerin gücü düşüncelere hükmetmesinden geliyor. Sözcüler düşünceleri şekillendirir, düşünceler duyguları tetikler, duygular davranışları yönlendirir, davranışlarda sonçları belirler.

Şimdi bir kişiyi hayal etmenizi istesem, bu kişinin fizik profösörü olduğunu söylesem, nasıl bir kişi hayaliniz de canlanır? Eminim çoğumuzun gözünün önüne getirdiği arşimete benzeyen, saçları ağarmış, sakallı, gözlüklü, bir kişi olur. Çoğumuzun hayalinde bakımlı sarı saçlı genç bir kadın canlanmaz. Oysa bu kişinin, ünlü bir manken olduğunu söylesem, eminim böyle bir kadın akla gelmesi daha olağandır. Oysa güzel bir kadın da, fizik profösörü olabileceği gibi, yaşlanmış bir erkek mankende olabilir. Bahsedilen kişi. İşte kelimelerin gücü.

Şimdi başka bir deney yapalım. Aşağıda yazdığım kelimeleri hayalinizde canlandırmanızı istesem;

Bıçak , kan , savaş , öfke, deprem , hastalık, kasvet, işkence, ölüm, stres, ihanet, terör….. Bu kelimeleri okuduğunuzda, aklınızdan bir çok korkunç olaylar geçti. Yüzünüz asıldı moraliniz bozuldu.

Birde aşağıdaki kelimeleri hayal edelim;

Çiçek, ağaç, orman, barış ,sevgi, dost, sıcak, güneş, ödül, kahkaha, tebessüm, iyilik…… Bu kelimeleri okuduğunuzda ise, aklınızda bir çok güzel olay canlanmış, yüzünüz gülmüş moraliniz düzelmiştir.

Bu konuda 1968 Amerika’nın, Kaliforniya eyaletinde profösör razantail ilk okul öğrencileri ile bir deney yapar. 5 üstün zekalı çocuk seçer ve öğretmenlerine takdim eder. Gerçekten yıl sonunda bu öğrenciler, üstün bir başarı gösterir. Ancak bu deneyde ilginç olan, bu çocukların seçiminde herhangi bir kıstas kullanılmamış, rastgele seçilmiş çocuklar olmasıdır.

Bu beş çocuğun diğerlerinden herhangi bir üstünlüğü olmamasına rağmen, çocuklarda ki bu başarının sırrı, onların üstün zekalı ve başarılı çocuklar denilmesi. Bu tespit, öğretmenleri daha çok motive eder. Bu çocuklarla daha çok ilgilenilir.  Çocuklarda kendilerine güvenleri artar başarılı olmak için daha çok gayret gösteririler. Sonuç diğer öğrenciler göre üstün bir  başarıdır.

Bunun psikolojide ki adı pymailon etkisi (kendini gerçekleştiren kehanet)

Yukarıda verdiğimiz örneği, tam tersi olarak düşünür sek bu çocuklara üstün zekalı değilde, öğrenim zorluğu çeken çocuklar denilseydi, sonuç yine aynı mı olurdu sizce? Halk arasında çok kullanılan bir tabir vardır “bir insana kır kere aptal dersen aptal olur”.

Biz etrafımızdaki nesneleri nasıl etiketlemişsek, o şekilde bir etkisi olduğunu düşünürüz. Mesela kırık ayna uğursuzluk getirir, olarak inanmışsak ve kırık aynayı bu şekilde etiketlemişsek, kırık bir ayna olan bir odada kalmak istemeyiz. Hatta böyle bir odaya girmek dahi istemeyiz. Oysa böyle bir inanca sahip olmadığımızda, kırık aynayı bu şekilde etiketlemeyeceğiz ve böyle bir oda da kalmak bizi o kadarda etkilemeyecektir. Burada sizce aynanın mı etkisi var, yoksa onu nasıl etiketlediğimizin mi?

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Tabiî ki örneğin, kara kedi aslında, kedinin hiçbir suçu olmadığı halde bu uğursuz olarak kabul gördüğünde, kara kedi görüldüğünde kaçılır. Ancak bir çok kişi, böyle bir kediyi evlerinde, rahatlıkla beslemektedir. Uğursuzluk anlamında hiçbir etkisini görmemişlerdir.

Örneğin ölüm sözcüğü hepimize soğuk gelir. Oysa hayatın bir parçasıdır. Doğmak kadar ölmekte doğaldır. Ancak yakınlarımız söz konusu olduğunda, hiç birimize doğal gelmez. Hatta böyle bir olay yaşadığımızda, hayattan zevk almaz, yaşama sevincimizi katybederiz. Fakat ölüme şöyle bir anlam yüklesek, ölen sevdiğimizi kalbimizde yaşatmayı ve onun anısına bir çok iyilik yaparak onu yaşatmayı denesek, bizdeki hayata bakış açısı aynımıdır? İkinci bakış açısında, hayata daha çok bağlanır, yaşadıklarımızdan daha çok zevk alırız. Oysa yaşanan olay aynıdır, değişen olaylara verdiğimiz anlamdır.

Kısaca sözcükler bir güçtür. Sözcüklerin gücünden yaralanmak için sözcüklerinizi dikkatle seçin. Sizi mutlu eden motivasyonunuzu sağlayan, sizi heyecanlandıran, sözcükler kullanın. Sizi boğan, sıkan, kasvete düşüren, sözcüklerden kurtulun. Böylelikle dünyanızın güzelleştiğini, yaşama arzunuzun arttığını ve hayata daha sıkı sıkı bağlandığınızı görüceksiniz.

Koçluk ve diğer hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.