Beden Zihin İlişkisi

Zihnimizi etkileyen her şey bedenimizi; bedenimizi etkileyen her şey de zihnimizi etkiler. Çünkü zihinle beden aynı sistemin parçalarıdır. Aralarında da müthiş bir etkileşim vardır.

 Zihin ve beden birbirlerini etkiler ve bir ‘sistem’ oluşturur. Zihinsel durumumuzu değiştirmekle fiziksel durumumuzu etkileriz. Öte yandan fiziksel durumumuzu değiştirmekle de zihinsel durumumuzu etkileriz.

 Eğer moraliniz zihinsel olarak iyiyse, kendinizi fiziksel olarak da genelde iyi hissedersiniz. Omuzlarımızı dikleştirip ‘Kendimi çok iyi hissediyorum’ dediğimizde genelde fiziksel iyilikten ziyade moralimizden bahsediyoruz. Bu kesinlikle doğrudur. Aynı şekilde, eğer vücudumuzun durumu da zihnimizi etkiler. Güzel bir şey düşünün ve nasıl işe yaradığını şaşkınlıkla görün.

Bedenin fiziksel durumu düşünceleri ve düşünceler de hisleri etkiler. Kişinin algısal girdileri içsel düşünce süreci duygusal süreci, fizyolojik tepki ve davranış şeklinde çıktıların hepsi aynı anda gerçekleşirler. Pratik açıdan bu şu anlama gelir: kişi doğrudan düşünme şeklini değiştirerek ya da fizyolojisini veya hislerini değiştirerek düşüncelerini değiştirebilir. Aynı şekilde düşünme şekli değiştirilerek, fizyoloji veya hisler değiştirilebilir.

İşte plesebo denen ve ilaç olmadığı halde, ilaçmış gibi verilen boş hapların etkisi de bundan kaynaklanmaktadır. Yapılan bir deneyde, trans halindeki kişilere kızgın demir parçası olduğu söylenen buza dokundurulur. Sonuçta, kişilerde temas noktasında “Yanık sonrası görülen su toplanması” olduğu görülür. Bütün bu bilgilerin ışığında denilenebilir ki, daha mutlu ve daha başarılı bir hayat sürmek için, düşünce şeklimizi değiştirmemiz gerekir.

Çünkü düşüncelerimiz değiştiğinde önce duygularımız değişir, sonra da fizyolojimiz. Yatarak ders çalışırken yatma pozisyonunda vücudun hangi hormonları salgıladığını bilmeliyiz. Yatma pozisyonuna geçtiğimizde salgılanan hormonlar ile ellerimizi yumruk yapıp eveet’ diye diye yukarıya kaldırdığımızdaki hormonlar farklı farklıdır.

Beden Zihin İlişkisi
Beden Zihin İlişkisi

 Yüzümüzde hafif bir tebessüm ile yürüdüğümüzle, asık suratlı bir şekilde yürümemiz arasında büyük farklılıklar vardır. Bilimsel olarak yürüyüşün stresi azalttığı bilinmektedir. Ancak asık suratla yapılan bir yürüyüş, sizi stresten kurtaracağı yerde, parkurun sonrasında sizi daha stresli yapabilir.

 Zihin ve beden bir bütünün etkileşimli parçaları olduğu için, hangi ruh haline girmek istiyorsak, bedenimizi (henüz istediğimiz o duygu yüklü hale girmezden önce) aniden o şekle çevirivermek, vücutta inanılmaz değişiklikler yapar. Başınızı, (başınıza gelen kötü durumdan) pişman bir şekilde ellerinizin arasına aldığınız bir düşünce süreci ile elinizde bir kalem, Hımm! Evet evet! Haarika! Sözcüklerinizi tekrarladığınız ve bu sözcüklere uygun bir beden diline büründüğünüz düşünce süreci birbirinden çok farklı olacaktır.

 Her durum ve ortamda, zihniniz ve bedeniniz birlikte hareket etmeye programlanmıştır. Bunun nedeni psikolojik olarak tüm içsel faaliyetlerin bedeninizin içinde aynı anda eş zamanlı olarak olagelmesidir.

Beden zihne, zihin de bedene bağlı olarak yaşar. Bunda garip bir şey yok. Ama acaba zihin mi bedeni etkiler, beden mi zihni? Aslında her ikisi de birbirini etkiler. Hayata karamsar bakan kişilerin depresyona girme riski daha fazladır. Hayata olumlu yönlerinden bakan,[kişilerin] pozitif düşünen kişilerin yaşam enerjileri daha çoktur. Beden hangi pozisyonu almışsa, zihin ona göre çalışmaya başlar. Ancak, burada düşünülmesi gereken şey şudur. Zihnimizi, iyi bir şeyler olması için, iyi bir şeyler olmasını beklemekten kurtarmamız gerekmektedir. Gülmek için iyi bir fıkra, affetmek için de iyi bir neden aramaktan vazgeçmemiz gerek. Hayatta nedensiz de bir şeyler olabileceğini çevremize göstermek durumundayız.