Sabah 7.30 da gözlerimi açtım serin bir Ağustos sabahı çok heyecanlıyım. Aylarca çalıştığım büyük bir emekle hazırlandığım sınavın sonucu bu gün açıklanıyor.

Tabii bahsettiğim yıl 1987 o zaman, Türkiye’de sınav sonuçları gazeteden açıklanıyor internet, bilgisayar, cep telefonu gibi kavramlar yok.

Gazete almak için gazete bayisine gittim. Gazetenin o yeni kokusu  mis gibi şu anda dahi ne zaman o kokuyu duysam o sabah gelir aklıma .

Eve geldim gazeteyi açtım küçük küçük binlerce numaranın arasından kendi ÖSYM  numaramı buldum . Karşısında kazandığım okulun numarası var evet kazanmıştım. Küçüklüğümden beri hayalini kurduğum öğretmenlik mesleğini kazanmıştım.  Havalara uçtum.  Ailemle mutluluğumu paylaştım. O gün  ayaklarım yere basmadı. Çok mutluydum.

Kendimi harika hissediyordum. Ancak o günden bir hafta geçtiğinde mutluluğumdan eser kalmamıştı. Kafamda bir sürüyeni düşünceler vardı. Konya ya nasıl giderim. Nerde kalırım Nasıl alışırım gibi…..

Oysa bir sene boyunca bunun için emek harcamıştım, oysa mutluluğu bir gün sürmüştü sonrasında yeni yapılacaklar listesi..

Bu bana ait bir anı eminim herkessin buna benzer bir çok anısı vardır . Başarmak için uğraştığın ve başardığın an gözünü yeni hedeflere dikersin. O hedefleri de başardığın da yenileri bu böyle sürüp gider.

Aslında mutlu olmak için başarıyı beklemek mutluluğu kovalamaktan başka bir şey değildir. Her başarının ardından kısa bir mutluluk anı, daha sonra mutluluk için bir başka başarıyı beklemek.

Oysa her an elimiz de olanlarla mutlu olmayı başarabilsek, elimizde olanların farkına varabilsek, mutluluğu her an yaşarız . Mutlu ve huzurlu bir insan çalışmaya daha çok motive olur. Kendisine güvenir buda zaten başarıyı getirir. Ama  siz mutlu olmak için başarıyı beklemezsiniz.