ANNE BABA OLMAK

Anne baba olmak çok özel bir duygu. Klasik bir söz vardır ya çocuğun olmadan anlayamasın. Aslında oldukça doğru bir söz. Bu duygu daha önce hissedebileceğin bir duygu değil. Sevgiyi bu denli sıcak hissetmez. Kucağına aldığın ilk andan itibaren her şeyini feda etmeye hazırsındır. Sana bakışı elini tutuşu gülümsemesi çok özeldir her anne baba için. Öyle bir anlatılır ki sanki bunları daha önce hiçbir çocuk yapamamış.

Anne baba olmak öyle kolay değildir.Büyütmeye çalıştığınız hem sizin bir parçanız hem de sizden farklı bir birey.Sevgiyi öyle bir dozda vermek gerekir ki fazlası da azıda zararlıdır.

Önceki ailelerde genellikle ailenin merkezin de baba yada anne olurdu. Evde onların sözü geçer evdeki kuralları onlar kurardı. Çocuklara verilen görevleri çocukların yapmak istemiyorum deme gibi bir hakkı olmazdı.

Günümüz aileleri ise genellikle merkeze çocuğu koyuyor. Çocuk doğduktan sonra evdeki bütün her şey çocuğa  göre planlıyor. Çocuğun uyku saati, çocuğun yeme saati oyun saati gibi bu liste uzayıp gidiyor. Çocuk ailenin merkezine oturunca ve her şey onun istediğine göre yapılınca, çocuklara sorumluluk vermek oldukça güç oluyor. Çocuk oyuncaklarını dağıtıyor, anne topluyor,yemeğini annesi yada babası yediriyor, sevinsin diye hangi oyuncağı istiyorsa en iyisin den alınıyor. Kısaca çocuk evdeki egemenliğini ilan ediyor.

Çocuğun okul zamanı geliyor bu defa çocuk okula özenle bırakılıyor. Hatta çantasını ağır olduğu için annesi ya da babası taşıyor. Hatta biraz daha ileri gidilerek öğrenciler sınıflara alındıktan sonra ilk ders hangisi ise o kitaplar çantadan çıkarılıp, çocuk derse hazırlanıyor. Elden gelse çocuğu yerine dersleri de öğrenir ancak bu pek mümkün olmuyor.

Ev ödevleri ise birlikte yapılıyor, hatta dayanamayıp çocuğunun yerine yazan ödev yapan anne ve babaların sayısı hiçte az değil.

Çocuk büyüyüp sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğin de yakınmalar başlıyor. “bizim çocuk ders çalışmıyor , ödevlerini yapmıyor, sürekli bilgisayar oynuyor” Biz çocukken böyle miydi? diye başlayan bir çok örnekler verilmeye başlanıyor.

Bu durum da sadece suç çocukta mıdır? Sizce o zamana kadar her istediğine hiçbir bedel ödemeden sahip olmuş, onun yapması gereken işler ailesi tarafından yapılmış pamuklara sarıp büyüttüğümüz, çocuğun birden bütün sorumluluğunu almasını bekliyoruz. Sizce ne kadar gerçekleşir bu isteğimiz?

Başta da dediğim gibi sevginin dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Çoğu da azıda zararlı. Yaptıklarımızın sonuçlarını iyi tartmalıyız. Sonrasın da farkına vardığımızda bazen yanlışları gidermek için geç oluyor. İpin ucu kaçıyor.

Ülkemiz de pek yaygın değil ama anne ve babalar çocukları olmadan önce çocuk yetiştirme konusun da bilgi sahibi olmamalılar. Gerektiğin de bu konuda bir uzmana başvurabilirler.

Böylelikle o çok sevdiğimiz çocuklarımızı hayata daha iyi hazırlayabiliriz. Onları mutlu huzurlu özgüvenli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirmek mümkün olur.